Kemal Pir’in 16 Temmuz 1980’de Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a gönderdiği mektubu
5 Mayıs 1980 tarihinde sizin yanınızdan ayrıldım. Herhangi bir aksilik çıkmadan; ufak-tefek hariç, K..’ye geldim. Ethem arkadaş bizi zor geçirebileceğini, geçirse bile karşıda benim (Hivi) görmemin zor olacağını, çünkü ilişki kurulan adamın yakalandığını, yeni birisinin görevlendirilmediğinden dolayı da ilişkisinin bulunmadığını söyledi. Biz bu şartlarda;
- Bölgede tanındığımız için,
- MİT’in durumumuz hakkında tedbir almaması açısından
- Daha erken ilişki kurmamız açısından Kamışlı’dan geçmeyi uygun gördük
Kamışlı’ya geldiğimizde;
A… arkadaş 4 adet mektup yazdığını hiçbir cevap alamadığını söylüyordu ki, bu bölgede de ilişkiler kopuktu. Çünkü B. T. yakalanmış arkadaşın haberi yoktu. Bizlerse ikimiz, Suriye’de arkadaşların ilişkileri ile Mayıs 27’de geçiş yaptık. Daha sonra şimdi B. T. olan arkadaş vasıtası ile merkeze bir haber gönderdim ve Siverek yöresine hareket ettim. Çünkü orada bulabileceğimi bana söylemiştiniz. Haziran’ın 17’sinde ancak birisi ile buluşabildim ve isteğim olan bir toplantıyı ancak Temmuz’un 10’undan sonra yapabildik. Bu kadar gecikmedeki tek etken işlerin çok ağır-aksak yürümesidir.
Bu toplantıya da merkezde görevli arkadaşlardan biri katılmamıştır.
Bu arkadaşın görevlendirilmesini buradaki iki arkadaş yapmış. Çünkü sizin oradan gönderdiğiniz adam zorlanarak bu göreve getirildiğini, bu görevi yürütemeyeceğini, Diyarbakır örgütü düşerken söyleyip çekip gidiyor.
Aslında bu şartlarda gözaltında tutulması gerekirken, arkadaş o şartlarda bu işi yapamayacağından adamı serbest bıraktığını söylüyor. Bu adam şimdi nerededir, bilmiyoruz.
Ayrıca bana gönderdiğiniz iki notu da aldım. Bir grup arkadaş geldi. Benim kendilerine Temmuz’un 10’nuna kadar bir faydam olmadı, olamazdı da. Çünkü ben ne ilişki kurabiliyordum, ne arkadaşları bölgelerde hangi ilişkiye göndereceğimi, ne de adres biliyordum. Kendimi dahi korumam, iki sene önceki ilişkilerimle olmuştur. Zaten kendi yolumu kendim açtım sayılır. Çok sayıdaki arkadaş da burada yığılmış durumda. Fırat arkadaş yanımda, diğer arkadaşların gidişlerini daha yeni organize ediyoruz.
Gönderilecek olan nizamnamenin bir an evvel gönderilmesi bizim için çok faydalı olacaktır.
Bazı arkadaşlarla hiç görüşmeden değişik bölgelere gitmişler arayıp bulacağız.
Toplantıda şunları kararlaştırdık:
- Merkezin örgütlendirilebilmesi için yeni bir toplantının yapılmasına, bu toplantıya katılmayan arkadaş dahil, arkadaşın da katılması gerektiği
- KUK’la ateşkesin sağlanmasını ben önerdim. Çünkü daha önce yukarıda durumunu yazdığım arkadaşa; bir arkadaş böyle bir şey için görev veriyor, o da Kurtuluş, KUK ve bizim imzamızla yayınlanan bir bildiri ve gizli bir protokol imzalıyor Kurtuluş hakemliğinde. Size gönderiyoruz.
Ancak biz burada bazı düzenlemelerimize (ki köylerimizi Mensuri ağalar boşaltmış) ilişkin tavrımız kabul edilmezse, KUK’u ezeceğiz. Ancak Mardin’de ilişkilerimiz açısından biraz durdurmak zorundayız. Zaten savaş da uygun taktiklerle yürütülmüyor. Siverek’tekinin neredeyse bir benzeri durumda. Ayrıca KUK’un siyasi olarak teşhirini yeterli düzeyde yapamamışlar. Neredeyse görünüşte bizim haksız olduğumuz gibi bir intiba var. Ayrıca Nusaybin’de KDP ile ilişkilerimizi bozan bir eylem var. Orada da zor durumdayız. Hazırlıklarımız da göz önüne gelirse böyle bir ateşkes zorunludur. Ancak dediğimiz bazı isteklerimiz gerçekleşmelidir.
Siverek-Hilvan cephesinde bazı düzenlemeleri kendi inisiyatifimle yaptım. Orada uygulanan taktiklerin yüzde doksan dokuzuna sahip çıkılamaz. Mücadele, köy eşkıyası anlayışı ile başlatılmış ve sürdürülmüş. Bugün ise adeta kendi kitle temelimizi kendimiz yok ediyoruz. Etkin tedbirlerle durum lehimize değişecektir. Size, bu konuda direkt bana gönderilen bir mektubu da gönderiyorum. Tüm taktikler adeta yüzde sekseni o mektupta ifade edilen gibidir. Düşmanı çoğaltmak için elden gelen ne varsa adeta onu yapmışlar. Aynı şey Hilvan için de geçerli, halkla ilişkiler bozulmuş. Çaylarbaşında suçsuz dört insan öldürülüyor. Çaylarbaşı toptan düşman olmuş.
- Sizin söylediğiniz gibi bazı alanlara arkadaşları yerleştireceğiz. Ben, iki ayda yapılması lazım gelen işler hakkında 20 maddeye yakın bir yazıyı madde madde arkadaşlara vereceğim. İki ay sonra da askeri işlerle ilgili sorumlu arkadaşlarla bir toplantı yapacağım.
Kendim, sizin söylediğiniz bölgeye gideceğim.
Parti ve askeri örgütlenmeyle ilgili düşüncelerim
Parti: Parti örgütü yeniden organize edilmelidir. Şimdiye kadar rapor alınmış ve verilmiş örgütün alt kademeleri hakkında bilgi yok. Düşünceleri nedir bilinmiyor. Ayrıca çoğu rapor objektiflikten uzak (mesela Siverek’te hizip konusunda) esas sorumlu suçludur. Arkadaşlarla ilgilenilmemiş, sorumlu yeterli değil. Onun için arkadaşlar partiye danışmadan görev değişikliği yapıyorlar.
Ben müdahale ettim. Hizip filan yok, ilgilenilmezse savaşçılar bunalıma düşer. Zaten belirtileri var.
Ama aynı zamanda çok iyi savaşçılar. Fakat hedefler iyi belirlenmediğinden yanlış işler çok yapmışlar. Halkı adeta korkutmuşlar.
Ayrıca bugün merkez görevini yürüten arkadaşlara bir rumuz, bir de adresle örgüt teslim edilmiş. Durumlar hakkında, kişiler hakkında, alt kademeler hakkında bilgileri yok. Zaten merkeze ilişkin görevleri, ilişkileri kopuk ve tek bir merkez yaratamamışlar. Örgütte egemen olan çalışma anlayışı dar pratikçiliktir. İşler oluruna bırakılmış, yeniden bir düzenleme ve etkin tedbirler alınması gerekir.
Askeri konuda
Bu konuda iyi bir örgütlenmeyi gerçekleştirmek için bir ekibin hemen görevlendirilmesi gerekiyor. Şoreş ve Bekir gelmelidirler.
Mesela, benimle gelen iki arkadaş Siverek’te görev almaktan kaçındılar. “Biz insanları yönetemeyiz, bizim durumumuz bilinmiyor mu?” vs. gibi. Ama dağda savaşabilirler.
Nizamname ve tüzüğün acele gönderilmesini istiyoruz.
Yani kısaca parti ve askeri örgütlenme konusunda acele etmeden belirlenen hedeflere varmak gerekiyor. Sadece örgüt boşluğu doldurmak için örgütlenme yapılamaz. Şimdiye kadar hep böyle yapılmış.
Mükemmel işleyen bir örgüt, ancak zaman içinde yaratılabilir.
Sana yakında yapacağımız toplantıdan sonra ancak mükemmel rapor gönderebiliriz. Çünkü hiçbirimiz hareketin diğer geneli ve siyasetlerle olan ilişkilerini bilmiyoruz. Şimdi göndereceğimiz rapor eksik bilgilerle dolu olacaktır.
Siverek mücadelesi hakkında sana bir mektup gönderiyorum, Emin Temkan yazmış. Bir de şunu ilave edelim:
Kırvar mücadeleye sokulmuş, zararımızadır.
- Mücadeleye aşiretçi karakter verdiğinden
- 50.000 mermi atılmış, aynı zamanda 100 silah satılmış. Bugün köylüler bu silahları 160.000 liradan satıyorlar
- 7 ölü bizden
- 4 ölü karşı taraftan
- 4 silah kaybımız var
- 2 silah düşmandan almışız
Ben bu bölgede atıl duran 15’e yakın arkadaşı aldım.
Ayrıca Kırvar’ın mücadeleye sokuluş biçimi provokasyonla oluyor. O da şöyle; sorumlu arkadaş emir veriyor, “gidin Bucak köylerinden birinin çobanlarını vurun.” O zaman Bucaklılar Kırvar’a saldırır. Nitekim de böyle oluyor.
Ayrıca buradaki görüntü insanı bitiriyor. Tüm bu işlerin altından uzun vadede kalkılabilir. İşler örgütsüz ve düzensizdir. Her şey kendiliğinden oluyor. Ben bu işin sorumluları ile gerçekten karşılaşmak istiyorum. Ve gerçekten bunlar devrimcileri temsil edemezler.
Sizin her şeyden az bilginiz var, bunlarsa benim gezerken gördüklerim ve gözlemlediklerim. Bunların hepsi Kürdistan’da yeniden devrimcileşmelidirler.
