NASIL YAŞAMALI?

Berxwedan Arşivi'nden - Haziran 1995

tarafından Özgür Basın Arşivi

PKK ölümsüzlerin hareketidir!

 

“Sizden hiç kimse müritçe itaat istemiyor. Sizden büyük bir inisiyatifle kendinizi istediğiniz kadar büyütmeyi istiyoruz. Yenilmeyecek bir tarzın, temponun sahibi olmanızı, bunun anlayışına ve terbiyesine ulaşmanızı istiyoruz. Kendinizi bir ölü gibi, bir bela gibi kılmanızı istemiyoruz.”

 

Sizin sandığınız PKK ile bizim öngördüğümüz PKK arasında büyük farklar var. Sizin genelde sandığınız devrimcilik ile bizim öngördüğümüz devrimcilik arasında da büyük çelişkiler var. Doğru olan PKK’lilik bizim geliştirdiğimiz PKK’liliktir. Sizin hayalleriniz, heveslerinizle devrimcilik hiç bağdaşmıyor. Ben mi kendimi düzelteyim, siz mi kendinizi düzelteceksiniz? Biz ayaktayız ve sizi yaşatıyoruz. Tarihi ilk defa kendi lehimize döndürdük. Ben de bundan vazgeçsem kimsenin elinde bir şey kalmaz. O halde neden dönüşmeyeceksiniz, neden bazı temel ölçülere güç yetiremeyeceksiniz?

 

Sizden hiç kimse müritçe itaat istemiyor. Sizden büyük bir inisiyatifle kendinizi istediğiniz kadar büyütmeyi istiyoruz. Yenilmeyecek bir tarzın, temponun sahibi olmanızı, bunun anlayışına ve terbiyesine ulaşmanızı istiyoruz. Kendinizi bir ölü gibi, bir bela gibi kılmanızı istemiyoruz. Yanlış temellerde bir ölümse, gidin ölümünüzü bir başka yerde arayın. Ben yaşamın militanıyım, ucuz ölümlerin değil. Ama siz kolay ölümün, ucuz yaşamın militanları oluyorsunuz. Ben bunu kabul etmiyorum. Zorla mı bana taşıttıracaksınız ölünüzü, ceset olmuş kişiliklerinizi? Ben de taşımıyorum. Ben ölü kişilikleri kabul etmem, birlikte savaşmak için yürümek istiyorum. Ölünecek yerler çok, ama onun yeri burası değil. Burası ölümsüzlerin yeridir, gerçekten de kahramanca savaşanların yeridir. Böyle olması gerekirken, siz bela olmuş ve kendinizi bize temizletmek istiyorsunuz. Benim kendi babamın cenazesini kaldıracak halim bile yok, ben ne diye sizin cenazenizi kaldıracağım.

 

Tabii bunlar açık yapılıyor. Çok önceden bilecektiniz. Benim babam bile “ben ölsem bile benim için bir damla gözyaşı dökmezsin, seni tanıyorum” diyordu ve doğrudur. Her gün gözyaşları içinde boğarcasına bize ölünüzü taşıttırmak istiyorsunuz; benim de böyle bir karakterim yok.

 

Ağlamanız, bu zavallılıklarınız nedir? Evet, gözyaşı dökmek kendinizi bana acındırmak içindir. Yanlış yer seçmişsiniz. Bir Kemal Pir’i hatırlayın, ne söyledi kendini oraya koyan işkenceciye, canavara? O büyük direnişi gösterdiğinde “bana of bile dedirtemezsiniz, seni rahatlatacak tek bir sözcük bile ağzımdan çıkartmayacağım, sana bu keyfi tattırmayacağım” dedi. İşte bizim gerçek militanımız. Ve gerçekten bu sözünün sahibidir, düşmanı hoşnut edecek tek bir sözcüğü ağzından çıkarmamıştır. Kendinize bakın hele, düşmanı hoşnut kılacak ne kadar tarzınız, kelimeleriniz, tavırlarınız var. Direndiğinizi, devrimcilik yaptığınızı sanıyorsunuz. Gerçekten önemli, hem babamın son sözü, hem Kemal Pir’in gerçeği önemli. Anlamalısınız ve ona göre kendinize yer, konum belirlemelisiniz.

Bunları da inceleyebilirsiniz