ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPTIK

Yeni Özgür Politika Arşivi'nden - 18 Mayıs 2009

tarafından Özgür Basın Arşivi

Adım atıyoruz çünkü güçlüyüz

 

KCK Yürütme Konseyi Başkan Yardımcısı Cemil Bayık, Kürt sorununun çözümünde Kürt tarafının muhataplarının belli olduğunu belirterek, “Cumhurbaşkanı Gül, bir fırsattan bahsediyor, ama hükümet sessiz kalıyor. Operasyonlar devam ediyor. Hem de imha amaçlı. Sorunun çözümü için hiçbir muhatabı kabul etmiyorlar, var olanları da ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Bu inkar-imha siyasetinde ısrar etmek demektir” dedi. Kürt sorununa ilişkin Türkiye’de yeniden alevlenen tartışmaları değerlendiren KCK Yürütme Konsey Başkan Yardımcısı Cemil Bayık, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ‘bir fırsat var’ açıklamalarına karşılık, “Bize göre de bir fırsat oluşmuş. Sorun artık çözülmelidir” dedi ve ekledi: “Gül, bir fırsattan bahsediyor, ama hükümet sessiz kalıyor. Operasyonlar devam ediyor. Hem de imha amaçlı. Sorunun çözümü için hiçbir muhatabı kabul etmiyorlar, var olanları da ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Bu Kürt sorununun demokratik ve siyasi yollarla çözümü değildir. İnkar-imha siyasetinde ısrar etmek demektir.

 

Sorun muhataplarıyla çözülmelidir

 

Kürt sorununun çözümünde en önemli sorunlardan birinin muhatap sorunu olduğuna dikkat çeken Bayık, bazı tartışmalarda ‘devletin kendisinin bu sorunun üzerinde durup, çözmesi gerekir. Hangi adımı atarsa, devlet muhatapsız bir şekilde atmalı’ diyen yaklaşımları eleştirdi. Bayık, şunları söyledi: “Dünyada hiçbir sorun muhatapsız çözülmemiştir. Bütün sorunlar muhataplarla çözülmüştür. Türkiye’de eğer bir Kürt sorunu varsa ki artık kendileri de bunu kabul ediyorlar ve bunu çözmek istiyorlarsa bu sorunu ancak muhataplarıyla çözebilirler.”

 

PKK zayıf olsaydı…

 

PKK’nin 21 Mart ile 1 Haziran tarihleri arasında ilan ettiği tek taraflı eylemsizlik kararını da değerlendiren Bayık, ‘PKK zayıf düştü, bu şekilde kendisini tasfiyeden kurtarmaya çalışıyor’ şeklindeki yorumları da haksız ve yanlış bulduğunu belirtti. Kürt Özgürlük Hareketi’nin en güçlü dönemini yaşadığını hatırlatan Bayık, “PKK eğer zayıf olsaydı, kendine güvenmiyor olsaydı bu adımları atmazdı. PKK Kürt sorununu demokratik ve siyasal yöntemlerle çözmeyi her istediğinde ve bu yönlü adımlar atıp bunun ortamını yarattığında sorunu çözmeyi istemeyen, inkar-imha siyasetini esas alanlar, 93’te, 95’te, 98’de, 2005, 2006’da nasıl yaklaştıysa, bugün de aynı şekilde yaklaşıyorlar. Bu tehlikelidir. Bu Türkiye’yi, Türkiye halkını sevmemektir. Türkiye çıkarlarını savunmamaktır” diye konuştu.

 

PKK içerisinde çelişki yoktur

 

Hasan Cemal’in Milliyet gazetesinde yayınlanan Kandil izlenimlerine ve Türk Başbakan Erdoğan’ın açıklamalarına da değinen Bayık, şöyle devam etti: “Sayın Erdoğan diyor ki; ‘biz bilmiyoruz, PKK içerisinde birlik var mıdır, yok mudur?’ Hasan Cemal Murat Karayılan arkadaş ile yaptığı röportajında ‘onların arasında çelişkiler’ olduğunu sorguluyor. Hala ‘Acaba PKK içerisinde çelişki yaratabilir miyiz? Parçalayabilir miyiz, PKK’yi zayıflatabilir miyiz, çözüm gücünden çıkarabilir miyiz?’ diye düşünüyorlar. Hala bunun üzerinde duruyorlar. Bu tür şeylerden vazgeçmeleri gerekiyor. PKK içerisinde çelişki yoktur, olmayacak da!”

 

Kürt tarafının muhatapları bellidir

 

Tek taraflı ilan edilen eylemsizlik kararının bitiş tarihi olan 1 Haziran’a çok kısa bir süre kaldığını hatırlatan Bayık, Türk devletinin bir yandan ‘fırsat var’ diyerek umut yaratmasının, diğer yandan da askeri ve siyasi operasyonları sürdürmesinin herkesi kandırma çabasından başka bir anlama gelmediğini belirtti. Kürt sorununun çözümünde Kürt tarafı adına Öcalan, PKK veya DTP’nin muhatap alınabileceğini, eğer bunlar kabul edilmiyorsa bile oluşturulacak olan akil insanların muhatap alınabileceğinin altını çizen Bayık, Türk devleti de dahil olmak üzere Türkiye ve Kürt sorunu konusunda duyarlı olan herkese şu çağrıda bulundu: “Herkes üzerine düşeni yapmalıdır. Eğer adım atacaklarsa atsınlar. Kandırma ve operasyonlardan vazgeçilmelidir. Kürt iradesinin kabul etmeleri gerekiyor. Sorunun muhatabı ortadadır. Önderliktir, PKK’dir, DTP’dir. Onlar da olmazsa akil insanlardır. Eğer gerçekten bu fırsatı gerçekleştirmek istiyorlarsa, Türkiye de bu sorundan kendisini kurtarmak istiyorsa, bu konuda bütün yolları ve alternatifleri geliştirmişiz. Hiç kimse bizden başka bir şey isteyemez. Bu alternatifleri kabul edip adım atması gereken Türk devletidir.”

 

Demokrasi konferansına ihtiyaç var

 

Kürt sorununun çözümüne katkı sunmak için KCK’nin kısa bir süre önce yayınladığı Kürdistan’da Barış ve Demokratik Çözüm Perspektifi isimli bir deklarasyonun ayrıntıları konusunda da bilgi veren Bayık, Kürt sorununun çözümü için Türkiye’de bir demokrasi konferansının zaruri olduğunu söyledi. Bayık, “Türkiye halkı, solcuları, demokratları, liberalleri sorumluluklarını yerine getirmesi gerekiyor” dedi. Yerel seçimler öncesi Kürt Özgürlük Hareketi üzerinde tasfiye planları olduğunu yineleyen Bayık, Türk devletinin tüm hazırlıklarını bu plan üzerinden geliştirdiği bir dönemde seçim öncesi deklarasyonun yayınlanmasının imkan dahilinde olmadığını kaydetti. “Özgürlük hareketinin seçimlerde kazandığı başarıyla Türkiye siyasetinde ortaya çıkan boşluk, bu gelişmelerin doğmasına yol açtı” diyen Bayık, Türkiye’de yeni bir ortam doğduğunu ve bu yüzden de deklarasyonu yayınladıklarını ifade etti. Bayık, seçimleri Kürt sorununun demokratik, siyasal yollarla çözümüne bir fırsat olarak ele aldıklarını söyledi.

 

Siyasal çözümü devlet istemiyor

 

Türk devletinin imha ve inkar politikalarını sürdürmesine rağmen deklarasyonun hayata geçirilmesindeki ısrarlarını ise Bayık şu sözlerle anlattı: “Deklarasyonda ısrar etmemizin nedeni Kürt sorununu demokratik siyasal yollarla çözmeyi istememizden kaynaklanıyor. Hareketimizin Kürt sorununun siyasal yollarla çözüm sürecine girmesi konusundaki ısrarı yeni değildir, geçmişte de bu konuda ısrarlı olduk. Seçimlerin sonuçlarından sonra da çatışma olmaması yönünde çağrıda bulunduk. Dedik ki; 1 Haziran’a kadar eğer Türk devleti üzerimize gelmezse, operasyon yapmazsa biz eylemlerimizi durduruyoruz, savunma pozisyonunda kalacağız. Kürt sorununu ve Kürt sorununun çözümünü nasıl gördüğümüze dair bir deklarasyon yayınlayacağımızı da söyledik. Türk devleti ise DTP üzerinde siyasi ve polisiye bir operasyon geliştirdi. Siyasi bir darbe geliştirdiler. Bununla oluşan siyasal ortamı provoke etmek istediler. Ortaya çıktı ki, sorunun siyasal çözüm yoluna girmesini istemeyen Türk devletidir. Çağrımıza rağmen bu operasyonları geliştirdiler. Biz yine de Kürt sorunu şiddet yoluyla değil, siyasal yollarla çözümlenmesi konusundaki tutumumuzda ısrar ettik. Yani siyasal yollarla çözümün gelişmesini istemeyen biz değil, Türk devletidir. Deklarasyonla bu ispatlandı. Halbuki Türk devletinden beklenen seçimlerden sonra oluşan siyasal ortamı ve ortaya çıkan iradeyi ve muhatabı kabul etmeleriydi. Bu esaslar üzerinden çözüm yoluna girmeleriydi. Türk devleti bunun tam tersini yaptı, askeri ve siyasi operasyonlar geliştirdi. Bu operasyonlar ile onlara karşı tepkilenip, yeniden harekete geçmemiz için baskı yapıyorlar. Fakat biz deklarasyonu ilan ederek siyasal yöntemlerde ısrarlı olduk.”

 

Ortadoğu’nun demokratikleşmesi

 

KCK Önderi Abdullah Öcalan’ın açıkladığı beş ilke ve dört pratik önerisi ve Kürt konferansı tartışmaları konusunda da görüşlerini dile getiren Bayık şöyle konuştu: “Bu öneriler ile hem Kürt sorununun siyasal demokratik çözüm yoluna girmesini hem komşu halklarda demokratikleşmeyi geliştirmeyi, hem de Kürt ve komşu halklar arasındaki ilişkiyi demokratik temelde geliştirmeyi istiyor. Ortadoğu’da demokratikleşmeyi geliştirmek istiyor. Eğer bu şekilde anlaşılırsa bu öneriler doğru anlaşılır. Böyle olmazsa salt Kürtler için geliştirildiği şeklinde anlaşılırsa bu çok dar bir anlama olur. Eğer ulusal bir konferans toplanacaksa ve bu görevleri yerine getirecekse bu maddeler ve öneriler üzerinden toplanmalı ki, bu konferans hedeflerini yerine getirebilmiş olsun. Bu doğrultuda ancak kalıcı bir kurumsallaşma ve bunda bir yönetim gücü oluşabilir. Öyle bir konferans toplanacak, bazı şeyler konuşulacak ve dağılacak diye düşünülmemeli. O konferansın kalıcı olması gerekiyor. Kendini bir stratejiye kavuşturması gerekiyor ki, Kürtler adına çalışabilsin, Kürt sorununu hem bölge halkları ile hem de bölgede çözebilsin. Kürtler hangi esaslar üzerinden savaş yapacaklar veya barış yapacaklar, meşru savunma savaşını nasıl yürütecekler, savaşın ve barışın nedenleri neler olacak. Konferans bunları açıklığa kavuşturacak. ‘Kürtler bu esaslara göre savaşa ve barışa yaklaşacaklar’ diyebilmeli. Kürtler arasında birlik ve demokratikleşme hangi esaslar üzerinden olacak, nasıl olmalı ki Kürtler arasında bir daha eskisi gibi savaşlar olmasın diyebilmeli. Konferansın tüm bunları aydınlatması gerekir.”

Bunları da inceleyebilirsiniz