MAHKEME TUTANAKLARINDAN PKK DAVASI – KEMAL PİR -2-

Serxwebûn Arşivi'nden - Nisan 1982

tarafından Özgür Basın Arşivi

KEMAL PİR– Bir şeyi Almanlarla Aulses-Lorendir. Yani Aulses-Loren üzerinde bir anlaşmazlıkları vardır. İtalya dilinin yayıldığı alanlar üzerinde İtalyan ulusu teşekkül etmiştir. Norveç, İsveç, Hollanda Flaman dilinin üzerine…

 

DURUŞMA HÂKİMİ– İsviçre’de kaç dil konuşulur?

 

KEMAL PİR– 3 dil. O, demokrasinin hüküm sürdüğü Avrupa’da mümkün. İsviçre gibi; ama bugün değil. Demokrasi Avrupa’da hüküm sürerken. Avrupa’da bugün demokrasi hüküm sürmüyor; Oligarşiler egemen Avrupa’da. Siyasi gericilik var. Dolayısıyla bugün mümkün değil o. Sosyalizm şartları altında mümkün yalnız. Kapitalizm şartları altında o tür örneklerin ortaya çıkması mümkün değil.

 

DURUŞMA HÂKİMİ– Evet, gelelim 1978 ve sonraki döneme.

 

KEMAL PİR– Evet şimdi bundan sonra genel olarak kendimle ilgili şeyleri şey anlatacağım.

 

DURUŞMA HÂKİMİ– Hayır, 1979’da Urfa cezaevinden firar ettiniz.

 

KEMAL PİR– Yeni bir davam daha var. Bir başka davam daha var. 29 Mayıs da yeniden inceleme tarihidir. Bu sıkıyönetim savcılığındadır. 1979’da bu yakalanmam arasındaki dönemi o mahkemede izah etmek istiyorum.

 

 

DURUŞMA HÂKİMİ– 1979 ile bu yakalanma arasındaki… Neden burada izah etmek istemiyorsunuz?

 

KEMAL PİR– Şimdi oradan bana iddianame gelecek. O ayrı bir dava konusu olduğu için, eğer bununla birleştirilse burada da iddia edeceğim, yani burada da söyleyeceğim. Onu çıkacağım mahkemede belirteceğim.

 

DURUŞMA HÂKİMİ– Şimdi, muhtemelen açılacak dava bu davayla birleştirilir. Kısaca bize izah edin; 79’dan yakalanma tarihine kadar.

 

KEMAL PİR– Ama şeyi bitirmedim, yani şu iddianamedekileri bitirmedim; ama kısaca söyleyeyim yurt dışında idim.

 

DURUŞMA HÂKİMİ– Nerede idiniz?

 

KEMAL PİR– Suriye’de idim.

 

DURUŞMA HÂKİMİ– Suriye’nin hangi şehrinde idiniz?

 

KEMAL PİR– Halep, Şam…

 

DURUŞMA HÂKİMİ– Kimlerle irtibat halinde idiniz?

 

KEMAL PİR– Yakalanmadıkları için söylemeyeceğim.

 

DURUŞMA HÂKİMİ– Filistin Kampında mı idiniz?

 

KEMAL PİR– Hayır.

 

DURUŞMA HÂKİMİ– E, Suriye/Halep, Şam’da ne yaptınız ya?

 

KEMAL PİR– Sahte kimlikle dolaştım. Kendimi sakladım.

 

DURUŞMA HÂKİMİ– Neden gitme ihtiyacını, Suriye’ye geçme ihtiyacını hissettiniz?

 

KEMAL PİR– Benim o şeyde anlatmam daha iyi olacak.

 

DURUŞMA HÂKİMİ– Kısaca istiyoruz.

 

KEMAL PİR– Gerek yok. Yani o konuda iddia gelmediği için burada yeri yok. Buradakileri bitirsem daha iyi olacak.

 

DURUŞMA HÂKİMİ– Burada neye cevap vereceksiniz.

 

KEMAL PİR– Burada cinayetler var üzerimde bir, bir de örgütün bölge komitelerinde yer aldığım iddiaları var. Yani PKK’nin bölge komitelerinde yer aldığım iddiaları var. Urfa bölge komitesinde yer aldığım, Diyarbakır bölge komitesinde yer aldığım iddiaları var. Ben onlara cevap vereceğim yani kısaca. Bir de parti merkez komitesi üyesi olduğum iddiası var, ona cevap vereceğim.

 

DURUŞMA HÂKİMİ– Kısaca cevap verin. Genel olarak anlattınız, onun için kısaca cevap verin diyorum.

 

KEMAL PİR– Şimdi, bu iddianamede bir bölüm var, diyor ki “5 Nisan 1979 tarihinde bölge komitelerinin oluşturulması karar altına alındı…” Sahifesini iyi hatırlamıyorum, 60 olabilir. Ben aynı dönemde cezaevindeydim ve benim Diyarbakır bölge komitesinde faaliyet yürüttüğüm yazılmış.

 

DURUŞMA HÂKİMİ– Kemal bir dakika. 8.11.1978 tarihinde Pazarcık’ta yakalandınız. Aynı gün mü tutuklandınız?

 

KEMAL PİR– Hayır, 17’sinde Urfa’da tutuklandım. Pazarcık’ta yakalandım, Urfa’da tutuklandım.

 

DURUŞMA HÂKİMİ– Davanız hangi mahkemede görüldü?

 

KEMAL PİR– Davam Adana sıkıyönetim komutanlığına gitti, ondan sonra buraya gelmiş, şimdi burada, yani geldim burada karşılaştım işte.

 

DURUŞMA HÂKİMİ– Siz Urfa cezaevinde kaldınız.

 

KEMAL PİR– Adana sıkıyönetim cezaevinde kaldım. Haziranın 15’ine kadar Adana sıkıyönetim cezaevinde yattım.

 

DURUŞMA HÂKİMİ– Şimdi, 17.11.1978 tarihinde hangi tarihe kadar Adana cezaevinde yattınız?

 

KEMAL PİR– 16 Ocak’a kadar Urfa’da yattım, 1979-16 Ocak’ına kadar ondan Temmuz’un 15’ine kadar Adana cezaevinde yattım, 15’inden firar ettiğim tarihe kadar da Urfa’da yattım. Dolayısıyla benim şey olmadığım açık, yani bu şeyde yer almadığım açık. Yani kabul edemem tarihsel olarak kabul etmem mümkün değil. Aynı şekilde Urfa bölge komitesinde yer aldığım gösteriliyor. Yine aynı dönemde tutukluydum. Yani bölge komitelerinin oluşturulması PKK kurulduğu dönemlerde olabilir. Bir örgüt varsa, kendine uygun komiteleşmeler yapar.

 

Kaldı ki ben PKK’nin örgütlerinden herhangi birinde görev almayı istiyorum, isterdim, ama çeşitli nedenlerle ben görev alamadım. Alırdım da ama alamadım. Böyle bir şey istemek başka, yapmak başka. Biz bulunamadık. Böylece benim ne Urfa ne de Diyarbakır bölge komitesinde yer almam mümkün değil. Tarihsel açıdan bunu belirtmeyi gerekli buluyorum. Çünkü kendi şeyim var. Bizim ismimiz, kişiliğimiz kamuoyunda şurada burada şöyledir, böyledir. Filan diye geçiyor ama tarihe gerçek olarak geçsin her şey. Bu açıdan söylüyorum. Yoksa ben bir komitede görev almışım bunun cezasından değil. Kaldı ki ben, bana verilecek cezanın da benim için pek önemli olmadığı kanaatindeyim. Verilecek cezanın siyasi olduğunu bildiğim için, benim için şeref olacaktır aynı zamanda. Bir de şimdi bu şeyleri ben kısaca bu cinayetlerle ilgili şeyi geçireyim. Daha önceden bazı şeyleri biliyorum.

 

DURUŞMA HÂKİMİ– Ben size söyleyeyim: 4.8.1978 günü İsa Abacı’ının öldürülmesi olayı.

 

KEMAL PİR– Şimdi, bu adamın, benim bununla o tutuklanmamda karşılaştım. Yani böyle bir şeyle sorgulamamda karşılaştım böyle bir şeyle Urfa’da. Bir adam getirdiler. Bu adam yanılmıyorsam ya dayısıdır ya amcası idi bu vurulan adamın. Adama beni teşhis ettirdiler. Teşhiste adam tanımıyorum dedi. Yani bu değil dedi, tanımıyorum dedi. Ondan sonra bu zabıta bile geçirilmemişti. Ben bundan tutuklandığımı bilmiyordum. Tutuklanmamıştım çünkü. Buna ait bir tutuklama kâğıdı gelmemişti bana. Bilmiyorum, dolayısıyla alakam yok. Yani bu olayla alakam yok benim. Ayrıca vuranın tek kişi olduğunu söylüyordu o adam, amcası veya dayısı. Bize hem savcılıkta teşhis şeyine geldi, hem de polis sorgusuna geldi. Bu adam tek kişi vurdu diyordu, iki kişiydik biz, ikimizi de gösteriyordu polisler, insanların içerisine koyup. Değil diyordu yani adam. Ben de değilim zaten. Bu olayla alakam yok benim.

 

DURUŞMA HÂKİMİ– Görevli polis memurlarına silahla mukavemet ettiğiniz, polis otosunu taradığınız, polisleri öldürmeye tam teşebbüste bulunduğunuz iddiası var.

 

KEMAL PİR– Böyle bir iddia asılsız. Yani benim hakkımda, böyle bir şeyle de alakam yok. Çünkü o şeyin başında, bu iddianamede şöyle bir şey var: “Sanıklardan, Kemal Pir…………………… ın” 78 yılı içerisinde Hilvan bölgesinde örgütün hücre çalışmasını yürüttükleri…. ” Şimdi bir örgüt yoktu zaten. Hücre çalışması yürütmemiz de mümkün değildi. Kastedilen örgüt PKK ise, PKK kurulmamış o zaman. Kastedilen örgüt çete ise, çete ile alakamız yok, çetenin de hücre çalışması olmaz, çete çetedir. Üç kişi, beş kişi bir araya gelir, bir çete oluşturur. Kendi bağımsız bir şeydir bu. Dolayısıyla bizim hareketimizin çetecilikle alakası yok. Yani benim ideolojik, politik hedefler ve ideolojimiz açısından böyle bir şeyle alakamız olamaz. Yani çeteyle alakası olamaz.

 

DURUŞMA HÂKİMİ– Cezaevinde seminer yapıyor muydunuz?

 

KEMAL PİR– Yapıyordum.

 

DURUŞMA HÂKİMİ– Siz mi yapıyordunuz?

 

KEMAL PİR– Evet, genellikle ben epeyce konuşuyordum.

 

DURUŞMA HÂKİMİ– PKK Örgütünün, politik, ideolojik ve siyasi mücadele yöntemi nedir?

 

KEMAL PİR– Biz ideolojik olarak (aynı zamanda PKK’nin hedefleri oluyor bu) Kürdistan’da gericiliğin, yoksulluğun, sefaletin temel nedeninin sömürgeci ekonomik yapı olduğunu, sömürgeci ekonomik yapı üzerinde siyasal sömürgeciliğin oluşturulduğu; bu şeyde her türlü yozluğu, lümpenleşmeyi, geriliği temsil ettiği, kültürsüzlüğü, kişiliksizliği geliştirdiği; tüm bunları ortadan kaldırmak için sömürgeci ekonomik yapının ve sömürgeci sistemin ortadan kaldırılması gerektiğini savunuyoruz. Sömürgeciliği temsil edenleri de söyleyelim: Türkiye’deki burjuva hâkim sınıflar. Yani Türk halkı değil, Türkler değil Türk hâkim sınıfları Kürdistan’da sömürgeciliği uyguluyorlar. Ama bunlar bu sömürgeciliği uygularken Kürdistan’da kendilerine işbirlikçi buldular. Kendilerine işbirlikçi bulmadan bu işi yürütemezlerdi. Kürdistan’daki hâkim sınıflar da bunlarla işbirliği yaptı.

 

Tüm feodaller milletvekili olması bunu açıkça gösterir. Tüm toprak ağaları milletvekili. Duyduğum kadarıyla Kepoğlu Diyarbakırlı, işte Mehmet Celal Bucak Urfa’da milletvekili. Her zaman seçilebilir. Sömürgecilerin bunlarla işbirliği yaptığı, bu devrimin dıştaki hedefi sömürgecilikse ve içteki hedefinin de feodal, komprador siyasi düzen olduğu, bu siyasal düzeni yıkmadan toplumu ilerletmenin mümkün olmadığı görüşündeyim. Doğrusu da budur; hala da bu görüşteyim zaten. Bunu yıkabilmek için, hemen ayaklanmaya başvurmak gerektiğini, işte biz ilk önce Kürt olsun, Türk olsun, kimi bulursa vuracaklar, devletin onlar üzerine baskısını çekecek ve bilinçlendirilmiş halk isyan edip devleti yıkacak, gibi bir düşünceyi kabul etmiyoruz.

 

Hayır, böyle bir düşüncemiz yok bizim. Biz halk üzerinde devlet terörünün esmesinden yana değiliz. Yani baskısız dönem ne kadarsa ona uygun davranırız. Baskısız bir dönemi baskılı bir döneme daima yeğleriz. Düşünce sisteminde de bugün böyledir. Bence baskılı bir dönemi faşistler istiyor. Ben aynı şeyi istemem. Yani, devlet gelsin, üslerine baskıda bulunsun, halk da buna karşı ayaklansın… Böyle bir düşünce sistemimiz yok. Marksizm’de de böyle bir şey yok zaten. Kürdistan’daki Devrim Ulusal Kurtuluş Devrimi olduğu için sömürgeci siyasal ve ekonomik yapıyı hedeflediği için, biz uzun süreli bir halk savaşını hedef almışız.

 

DURUŞMA HÂKİMİ– Nasıl olacak bu halk savaşı?

 

KEMAL PİR– Anlatacağım… Uzun süreli halk savaşı; genel ideolojimizin stratejik hedefi bu. Bunun PKK’nin de hedefi olması gerekir. Çünkü bu ideolojik ve politik yapının örgütlendirilmesidir PKK. Vücut bulmuş bu ideolojik yapı ve siyasal yapı PKK’de.

 

Bu hedef ama bunu örgütlemek başka. PKK’nin askeri kanadı vardı. Burada bazen çıkıyor askeri kanat diye. Zaten iddianamede de iddia ediliyor. Bunlar PKK’nin stratejik hedefine uygun örgütlenmeler değil. Çünkü benim ideolojik yapımda da bu yok. Ona uygun örgütlenmeler değil. Onlar daha çok, bir hareketin ve halkın kendisini koruma hareketleridir. Yani Kürdistan’da feodaller var, hâkim sınıfla halkı eziyorlar. Çelişkileri var. Halkla feodaller arasındaki çelişkiyi biz yaratmadık. Biz kışkırtmıyoruz da. Bizden önce vardı. Halkla feodaller arasındaki çatışmalar var. Bunlar halkın kendini koruma hareketleridir. PKK de halka destek oluyor feodallere karşı, sınıf hareketi olduğu için.

 

PKK bir ulusal kurtuluş hareketi, aynı zamanda bir sınıf hareketidir de… Halka destek oluyor ve hem halkı, hem de kendisini koruma hareketleri olabilir olsa olsa. Bunların oluşturulma döneminde ben olmadığım için, (var ama böyle şeyler) hangi hedefleri, ne için örgütlemişler ben bilmiyorum. Örgütlemişler mi; onu da bilmiyorum ayrıca. Ama benim dediğim stratejik hedefler doğrultusunda örgütlenme yani uzun dönem halk savaşı doğrultusunda örgütlenmekse daha farklı şeydir. Bu, bağımsız bir orduyu hedefler, bağımsız bir silahlı gücü. Profesyonel bir ordu, profesyonel, silahlı bir örgütlenmeyi hedefler bu. Bu, parti önderliğinde olacak. Daha farklı bir örgüt yapısını gerektiriyor. PKK bunu yapmadı yani. Hiç bir zaman PKK böyle bir örgütlenmeyi yapamamış. Eğer böyle bir örgütlenmeyi yapsaydı, burada bulunan insan sayısı biraz daha az olurdu ve çok daha gür sesler işitmemiz mümkündü. Böyledir yani. Bunu yapmamış PKK, ya uygun şartları bulup yapamamışlar, ya imkânları yokmuş yapamamışlar; ama böyle bir örgütlemeyi yapmamışlar. Yapılmamış. Neden yapılmamış?

 

MAHKEME TUTANAKLARINDAN PKK DAVASI – KEMAL PİR -1-

MAHKEME TUTANAKLARINDAN PKK DAVASI – KEMAL PİR -3-

Bunları da inceleyebilirsiniz